graswurzelrevolution
264 dezember 2001
aktuelle ausgabe abo & service archiv buchverlag news & infos vernetzung über uns graswurzelladen home
stern / zerbrochenes gewehr
otkökü
>> 264 dezember 2001

Almanya'da Yaşayan T.C. Vatandaşlarının Vicdani Reddi

Almanya’daki T.C. vatandaşlarının vicdani reddi, 1991’de Aziz Koşgin’in vicdani reddini açıklaması ve Savaş Hizmetini Reddedenler Girişimi’nin (SHRG) kurulmasıyla başlar. 1980 yılından beri Almanya’da yaşamakta olan Aziz, o zamanki üst sınır olan 32 yaşına dek askerliğini erteler ve sonrasında T.C. Konsolosluğu’na askere gitmeyi reddettiğini bildirir. Milli Savunma Bakanlığı’ndan, vicdani reddinin kesinlikle tanınamayacağı yanıtını alır ve pasaportunun süresi uzatılmaz. Öte yandan Alman makamları da Aziz’i sadece T.C.’ye karşı değil, NATO’ya karşı da askerlik yapma yükümlülüğü olduğu iddiasıyla sınırdışı etmekle tehdit eder ve askerliğini Türkiye’de yapması için zorlamaya çalışır. Aziz bunun üzerine T.C. vatandaşlığından çıkmak istediğini bildirir.

Olayı kamuoyuna taşımak amacıyla Ocak 1992’de SHRG kurulur. 23 Ekim 1992’de Köln’de yapılan SHRG toplantısı, Türkiye’de yayımlanan Devrimci Proletarya, Azadi, Direniş ve Mücadele dergilerinde haber olarak yer alır. Dergiler, DGM tarafından "yasadışı örgüt ve bölücülük propagandası yaptıkları", "halkı askerlikten soğuttukları" gerekçeleriyle toplatılır ve ceza alırlar. Bunun üzerine gerek SHRG, gerekse vicdani ret konusu kamuoyunda yavaş yavaş duyulmaya ve yeni vicdani retçiler belirmeye başlar. Nitekim Aralık 1992’de İsmail Kılıç, bir Kürt olarak T.C. ordusunda askerlik yapmayı reddettiğini açıklar. Ağustos 1993’de İlhami Akter, 1995 yılında ise Mehmet Kutluay ve Osman Gültekin askerliği reddettiklerini açıklarlar.

SHRG, Alman Barış Örgütü-Birleşik Vicdani Retçiler (DFG-VK) gibi 100 yıllık bir örgütün de maddi ve manevi desteğinin alınmasıyla Almanya’da yaşayan Türkiyeliler arasında sesini duyurmaya başlar. DFG-VK avukatının yardımıyla Almanya’daki hukuki prosedür araştırılarak Askere Gitme adlı ilk broşür yayınlanır. Böylece SHRG, DFG-VK’nın bir çalışma grubu olarak faaliyette bulunmaya başlar ve bu kuruluşun resmen bir parçası olur.

Dayanışma Ağının Kurulması

Bu gelişmelere paralel olarak Türkiye’deki antimilitarist hareket ile de bağlantılar kurulur. 1993 yılında Osman Murat Ülke (Ossi) ve Aziz’in Almanya’nın çeşitli şehirlerinde yapılan toplantılarda konuşmacı olarak bulunmaları, hem Türkiye’deki gelişmelerin, hem de SHRG’nin tanınmasına önemli katkıda bulunur. 12-14 Mayıs 1995 tarihinde Frankfurt’ta WRI (War Resisters International) Türkiye/Kürdistan Çalışma Grubu toplantısı düzenlenir ve Avrupa çapında çalışma yapan kişi ve kuruluşların da bir araya gelmesiyle ortak bir çalışma gündemi oluşturulur. 15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü dolayısıyla Alman Parlamentosu’nda verilen davete toplu halde katılınır. Ossi burada bir konuşma yapar. Türkçe ve Almanca birçok kitap, bildiri ve broşür basılır ve dağıtılır. Almanya’nın 30’dan fazla kent ve kasabasında seminerler, bilgilendirme ve tartışma toplantıları, çeşitli etkinlikler düzenlenir.

1994 yılından itibaren Almanya’nın çeşitli şehirlerindeki T.C. konsoloslukları önünde gruplar halinde vicdani ret açıklamarı yapılmaya başlanır. 17 Mayıs 1994’de Türkiye’deki gelişmeleri protesto etmek için Almanya’nın ilk TürkKürt toplu ret eyleminde 9 kişi Frankfurt’ta askerliği reddettiğini açıklar. Şubat 1994’ten beri yayınlanan ve Türkiye’den gelen haberlerin yer aldığı Almanca bülten, Ağustos 1995’te Kırık Tüfek adını alır ve Almanya’da çalışma yapan grupları da kapsamaya başlar. Bunun yanı sıra toplantı ve basın açıklamalarıyla birlikte yapılan bireysel vicdani ret eylemleri de sürer. 23 Ocak 1996’da Mustafa Ünalan, Berlin Parlamento binasında, Askerliği Reddedelim adlı Türkçe-Almanca broşürün tanıtımının yapıldığı basın toplantısı esnasında askerlik kağıtlarını yakar ve vicdani reddini yineler. 28 Ocak 1997’de Frankfurt’ta 11 kişi vicdani reddini açıklar ve DFG-VK çatısı altında Frankfurt Savaş Karşıtları Derneği (FSKD) kurulur. Şubat 1998’de FSKD’den Cemal Sinci milletvekilleri ve basının davet edildiği bir toplantıyla vicdani reddini kamuoyuna duyurur. Ossi’nin vicdani reddi nedeniyle tutuklu olduğu sırada gerçekleşen tüm bu eylemlerde, T.C.’ye vicdani ret hakkını tanıması ve Osman Murat Ülke’nin serbest bırakılması çağrısı yinelenir.

Hareketin oluşumunu böylece özetledikten sonra genel tabloya bir bakalım.

Almanya’daki Türkiyeli işçilerin gözde seçeneği: Bedelli askerlik

Almanya’da yabancı işçi statüsünde yaşayan T.C. vatandaşları, sayı itibariyle yabancılar arasında en büyük potansiyele sahip olmalarına rağmen, bu topluluğun antimilitarist çalışmaya ve vicdani redde ilgisi son derece düşük. ‘60’lı yıllarda patlama gösteren ve 1973’de son bulan işçi göçü sırasında, büyük bölümü Anadolu’nun iç bölgelerinden getirilmiş olan Türkler için yaşanılan göçün önemli sonuçlarından biri, beraberlerinde getirdikleri geleneksel milliyetçiTürkçü ideolojinin giderek belirginleşmesi ve kemikleşmesi olmuştur. Nitekim bu topluluk, Avrupa’da yürütülen faşist ajitasyon için kolay kazanılan bir hedef kitle halini almıştır. Antimilitarizme ilginin gelişememesinin bir diğer nedeni ise T.C. Devleti’nin, "almancılara" askerlik açısından zahmetsiz ve çekici seçenekler sunmuş olmasıdır.

Almanya’da yaşayanların altı aydan uzun bir süre için ülkeyi terketmeleri durumunda oturum izinleri iptal edilmektedir. Bu, askerlik hizmetinin süresi nedeniyle Türk işçilerine sorunlar doğurmuştur. Bu durumu ustalıkla kullanan T.C., yurtdışındaki Türk işçileri için askerlik süresini kısaltıp bedele bağlamış, böylece orduya hatırı sayılır bir mali kaynak sağlamıştır.

Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarının sayısı 2.100.000’in üzerindedir. Yılda dört celpte ortalama 6.000 kişi, 10.000 DM ödeyerek bedelli askerlik yapmak üzere Burdur’a uçmaktadır. Başka bir deyişle, yılda 60.000.000 DM, Türkiye’nin savaş kasasına akmaktadır ve bu insanlara orduda bir ay içerisinde yapılan yoğun ideolojik propaganda da işin tuzu biberi olmaktadır.

İltica Bağlamında Vicdani Red

Almanya, Nazi döneminde yaşanılanları bir tarihsel ders sayarak, II. Dünya savaşı sonrasında Avrupa’nın en kapsamlı iltica yasalarından birini kabul etmiştir. Alman Anayasası’nın 16. maddesi, politik nedenlerle kovuşturmaya uğrayanlara iltica hakkı verilmesini öngörür. Ayrıca Almanya, savaş mağdurlarının, asker kaçaklarının ve vicdani gerekçelerle askerliği reddedenlerin korunmasını öneren uluslararası anlaşmalara da imza atmıştır.

Ne var ki tüm bunlar, işin yalnızca kağıt üzerindeki yüzü. Almanya, ekonomik istikrarını korumak ve yabancıların ülkede oturum hakkı edinmelerini mümkün olduğunca iş pazarı gereksinimlerine göre düzenleyebilmek amacıyla, iltica hakkını sınırlamak üzere zamanla çok sayıda engel koymuştur. Buna, "refah toplumunu tehdit eden mülteciler" mitosunu yaratarak mültecileri kendilerine malzeme yapan politikacılar da büyük katkıda bulunmuştur ve bulunmaktadır. Özellikle son 20 yıl içinde getirilen ek düzenlemeler ve göz yumulan keyfi uygulamalarla, iltica hakkı tanınanların sayısı sistemli ve önemli bir ölçüde azaltılmış, geldikleri ülkelere polis eşliğinde iade edilenlerin sayısı günde ortalama 150’yi bulmuştur.1  Geçen yılın rakamlarına göre Almanya, Avrupa’da mülteci kabul eden 15 ülke arasında yalnızca 12. sıradadır.2  Peki tüm bunlar, ülkedeki yabancı vicdani retçiler ve savaştan kaçan sığınmacılar için ne anlama geliyor?

Alman Anayasası’nda "Hiç kimse, vicdanı ile bağdaştıramayacağı silahlı bir savaş hizmeti olan askerliğe zorlanamaz" maddesi yer alır. Alman anayasa hukuku, vicdani ret hakkını İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer alan düşünce, din ve vicdan özgürlüğünün meşru bir uygulaması sayar. Ne var ki, Alman Anayasa Mahkemesi’nin 1981 tarihli bir kararına göre, vicdani ret hakkı Almanya’da yaşayan yabancıları kapsamaz. Yine aynı mahkemenin başka bir kararına göre, geldikleri ülkede askerliği reddeden veya asker kaçağı oldukları gerekçesiyle cezalandırılma olasılığı bulunan kişiler Almanya’da mülteci olarak tanınmaz. İltica yasasında 1988 tarihli özel bir madde mevcuttur. Buna göre her devletin ’totaliter’ bile olsa vatandaşlarını askere alma hakkı vardır ve vicdani ret bu nedenle politik sığınma hakkı talep etmek için gerekçe teşkil etmez. Kısacası mesele iltica bağlamında gündeme geldiğinde, Federal Almanya Cumhuriyeti’ne göre, her devletin kendi vatandaşlarını, politik, etik ya da dini kanaatlerini hiçe sayarak silah kullanmaya zorlama ve askerlikten kaçmaları veya firar etmeleri durumunda da onları dilediği gibi cezalandırma hakkı vardır.

Şu ana kadar Almanya’da askerliği reddeden yabancıların çok büyük bir bölümünün Türkiye’deki savaştan kaçmış ve Almanya’da iltica başvurusunda bulunmuş Kürtlerden oluştuğu göz önüne alındığında bunun önemi açıktır. Onların askerliği ret nedenleri genelde "kendi halkına karşı savaşmamak" ve "düşman Türk ordusuna hizmet etmemek" motiflerine dayanmakta. Bazıları kendi vicdani reddini PKK’nin bağımsızlık mücadelesinin bir parçası olarak algılıyor. Bu insanların bir bölümü okuma yazma bilmiyor, bazıları çok az Türkçe konuşabiliyor ve hemen hemen hiçbiri Almanca bilmiyor. Birçoğu vicdani ret kavramını ilk kez duyuyor ve politik bir organizasyon içinde çalışma deneyimine sahip değil. Bizden danışmanlık hizmeti ve ciddi bir yardım bekliyorlar ve tabii ki iltica başvurularının kabulü onlar için öncelikli. Hemen hepsi ‘kirli savaş’a karşılar, ama ‘savaş’a karşı genel ve ilkesel bir tavırları yok. Bu gruba yönelik olarak yılda 2-3 kez çeşitli şehirlerde, vicdani reddin gerek politik, gerekse hukuki yönünü kapsayan seminerler veriliyor. Fakat bu insanlara doğrudan yardım edebilecek bilgi ve deneyime sahip olanların sayısı ancak bir elin parmakları kadar; dahası, Federal Almanya Cumhuriyeti’nin yabancılar politikasındaki son gelişmelerle, iltica hakkı alabilme şansları hemen hemen yok denecek kadar azalmış bulunmakta.

Herşeye rağmen birkaç istisna dışında hemen tamamı mültecilerden oluşan ve bu alanda çalışma yapan gruplar tarafından bilinen 250’ye yakın T.C. vatandaşı askerliği reddettiğini kamuoyuna açıklamış durumda. Bunlar arasından yaklaşık 50 kadarının iltica başvurusu, Alman makamlarına karşı verilen yoğun hukuki mücadele ve politik çalışma sonucunda kabul edilmiş durumda. Fakat başvurusu reddedilerek Türkiye’ye gönderilenlerin ne sayısı, ne de birkaç istisna dışında akıbetleri kesin olarak bilinmiyor.

Avrupa Birliği’nin hiç bir ülkesinde savaşa katılmamak için askerliği reddetmek veya askerden firar etmek mülteci statüsü almaya yetmiyor. AB tüm mültecilere karşı duvar örme çabasında. Kamuoyunun gündeminde savaş pazarından elde edilen gelirden çok, "mülteci tehlikesi"nin nasıl bertaraf edileceği, AB’nin sınırlarının nasıl sağlamlaştırılacağı soruları yer tutuyor. Ne Sırp, ne Rus, ne de Türk orduları tarafından yapılan katliamlara katılmayı reddetmekten dolayı uğranan baskı, iltica hakkı alma nedeni olarak görülmüyor.

Avrupa ülkelerinde antimilitarist hareket, vicdani ret düzleminde iç dinamiğini yitirdi. AB ülkeleri, vatandaşlarına sivil hizmet hakkını tanımakla, vicdani reddi militarizme karşı kökten bir tavır olma özelliğinden ve politik çağrışımlarından başarıyla arındırmış, bir sivil hizmet uygulamasına dönüştürmüştür. Buradan hareketle şunu söyleyebiliriz: Sığınma arayan asker kaçaklarına ve vicdani retçilere verilen politik ve hukuki destek, Avrupa’daki antimilitarist hareketin kaçınılmaz bir bileşeni ve vicdani reddin temel bir insan hakkı olarak tüm dünyada tanınması için verilen mücadelenin bir parçası olma perspektifine sahiptir. Hangi ülkeden ve hangi taraftan olursa olsun, emirlere itaati reddeden, firar eden ve kaçan her birey, savaşın insan kaynaklarını kendi payınca zayıflatmaktadır. Bunun önü, onlara verilen destekle açılmalıdır.

Mustafa Ünalan
DFG-VK Berlin-Brandenburg, uenalan@web.de

>> zurück zum inhaltsverzeichnis

Volltextsuche
Themen
Ausgaben

Artikel zum gleichen Thema

Türkischem Kriegsdienstverweigerer droht Verurteilung zu 2,5 Jahren Haft
news & infos 2.11.2014

Türkei: Es gibt viele Gründe, den Kriegsdienst zu verweigern
385 januar 2014

Türkei: Kriegsdienstverweigerer Inan Süver wieder inhaftiert
news & infos 15.10.2012

Türkei: Kriegsdienstverweigerer machen mobil
news & infos 4.3.2012

Spagat mit offenem Ausgang
366 februar 2012

Türkei: Die Verfolgung der Kriegsdienstverweigerer geht weiter
news & infos 13.3.2011

Türkei: Verweigerer Inan Süver weiter in Haft
news & infos 16.1.2011

Kriegsdienstverweigerer Mehmet Bal erneut verhaftet und misshandelt
news& infos 11.6.2008

Türkei: Zwei Kriegsdienstverweigerer verhaftet
news & infos 3.4.2008

Es reicht!
321 september 2007

Petition für Osman Murat Ülke
news & infos 10.8.2007

Türkei: Drohende Inhaftierung von Osman Murat Ülke
news & infos 18.7.2007

Türkei: Kriegsdienstverweigerer Halil Savda zum zweiten Mal verurteilt
news & infos 19.4.2007

Ein ausgezeichneter Graswurzelrevolutionär
317 märz 2007

Türkischer Kriegsdienstverweigerer zu 25 Monaten Haft verurteilt
news & infos 16.10.2006

Mehmet Tarhan aus der Haft entlassen
news & infos 11.3.2006

Die türkische Militärdemokratur wackelt
307 märz 2006

Weiter 4 Jahre Haft für Mehmet Tarhan
305 januar 2006

>> alle verwandten artikel





Anmerkungen

(1) Asyl in der Kirche, Pax Christi, Internationale Katholische Friedensbewegung, Ağustos 1995, s. 2

(2) Rassismus hat viele Gesichter, Förderverein PRO ASYL e.V., Nisan 2001, s. 6


 aktuelle ausgabe   abo & service   archiv   buchverlag   news & infos   vernetzung   über uns   graswurzelladen   home 
otkökü otkoku@graswurzel.net / graswurzelrevolution redaktion@graswurzel.net / www webmaster@graswurzel.net